amazing-green-tree-nature-1920x1080

AĞAÇ SEMBOLÜ

Tanrılara, dünyanın başlangıcını ve sonunu açıklaması için Tanrı O din tarafından derin uykusundan uyandırılan kadın kahin Völva şunları söyler:
Zamanın başlangıcında doğan devleri hatırlıyorum,
Bana yaşam verenleri hatırlıyorum,
Dokuz dünya biliyorum,
Toprağın bağrına kadar uzanan o bilge ağaçla
Dünya ağacıyla kaplı dokuz felek
Yggrasil derler bir dişbudak ağacı vardır bilirim
Zirvesi sulu beyaz bulutlarla yıkanır, düşer buradan vadiye çiğ damlaları,
Urd çeşmesinin üstünde ebediyete kadar yemyeşil dikili durur.
  Ağaç, geleneklerde, en sık rastlanan sembollerden biri olup birçok yerde hakikat ağacı, hayat ağacı, evrensel ağaç, kozmik ağaç, dünya ekseni, dünya ağacı, iyi-kötü bilgisinin ağacı, ters hayat ağacı gibi isimlendirmelerle anılır.
  Hıristiyanlıkta, Yahudilikte, İslam’da, Şamanizm’de, Kızılderili Gelenekleri’nde, Çin Kozmolojis’nde, simyada, halk masallarında, İran Mitolojisi’nde, Upanişadlar’da, Mayalar’da ve daha pek çok gelenekte yeri olan ve bütün bu geleneklerde kutsal anlamlar yüklenmiş bir semboldür. Çoğunlukla hayat-ölüm çemberi, ölümsüzlük, ruhsal tesirin yeryüzüne inişi, tekamülün daireselliği, ölüm-yeniden doğum, yenilenmek, yer ve göğü birleştirme, dört unsur ve eter, yükselme, güç ve irtibat gibi açılımları olan bir semboldür.
  Ağaç evrenin üç seviyesini sembolize eder; toprak altı, toprak ve gökyüzü. Burada yer ile göğün ağacın gövdesinde birleştiğini görmekteyiz. Ağaçta bütün unsurların bulunduğu görülmektedir; içeriğindeki özsuyu sayesinde dolaşımını sağlar, kökleri vasıtasıyla toprak bedeni ile bütünleşir, hava yapraklarını besler, ateş ise onun sürtünmesinden meydana gelir. “Hayat ağacı” olarak adlandırılan sembolde de beşinci unsur olan esir (1) temsil edilmektedir.
  Ağaç sembolünü bir ruhsal yaşam modeli olarak da düşünmek mümkündür. Kökleriyle yerin; yani dünyanın; yani maddenin bilgisini alan ve yukarıya açılan; dallarıyla ruhsal tesirleri bünyesinde toplayarak bunları kendi gövdesinde biraraya getiren, birleştiren bir hayat modeli; bunun yanında hem tesir alan, hem tesir veren canlı bir mekanizmadır denilebilir.
  Ağaç simgesi kadını sembolize eder, çünkü toprak anadan gelmiştir. Eski inanışlara göre ağaç kendi yapısında tüm kozmosu yeniler. Değişime uğrar, meyveler verir ve aynı zamanda değişime uğratır; tıpkı acı suyu tatlandıran ağaçlar gibi. Hayat ağacı cennetin ortasında dört kollu bir nehrin kenarına dikilmiştir; selamet ve Tanrı Bilgeliği’ni de bildirir.
  Çoğunlukla sembolik ağacın özel bir türünün olmamasına rağmen, bazı kültürlerde belli bir ağaç türünün seçilerek kendine ait nitelikleri eşsiz bir şekilde temsil ettiği söylenebilmektedir. Örneğin Keltlerde meşe ağacı, İskandinav halklarında dişbudak ağacı, Almanlarda ıhlamur ağacı, Hintlilerde incir ağacı böyledir. İslam’da ise zeytin ağacı kutsaldır. Tanrılarla ağaçlar arasındaki mitolojik ilişkilerin kurulduğuna da çok sık rastlanır; örneğin Attis ile çam ağacı, Osiris ile sedir ağacı, Jüpiter ile meşe ağacı ve Apollon ile defne ağacı arasında olduğu gibi.
   En genel anlamıyla ağaç sembolizmi kozmosun yaşamını sembolize etmekte, ahenkliliği, büyümeyi, çoğalmayı, üretici ve yenileyici süreçleri işaret etmektedir. Hiç bitmeyen bir hayatı temsil etmekte, dolayısıyla da ölümsüzlüğün sembolü olmaktadır. Eliade’a göre, ölümü olmayan yaşam kavramı ontolojik (2) açıdan “mutlak gerçeğe” işaret etmektedir ve böylelikle de ağaç sembolü de mutlak gerçeğin, yani dünyanın merkezinin bir sembolü olmaktadır. Neospiritüalizmin Türkiye’deki öncülerinden Ergün Arıkdal’a göre ise kökleri yerde, dalları gökte olan ağaç yer ile gök arasında kurulan ilişkinin simgesidir ve bu anlamda bir merkez niteliği taşır. Bu durumda ise dünya ağacı dünya ekseniyle eş anlamlıdır. Eksen ağaç Sibirya ve Orta Asya’daki Şaman Çadırının ve Siu Kızıldeirlilerinin güneş dansı hücresinin ortasında bulunur. At derisinden yapılan Şaman çadırının ortasında kayın ağacından yapılmış bir direk vardır. Şaman bu çadırın içerisinde transa geçer ve çeşitli ruhsal planlarla irtibat kurar. Çinlilerin Kiyen-Mu adını verdikleri ağaç da dünyanın merkezinde kabul edilir. Bu öyle bir ağaçtır ki dibine gölge düşmez ve sallanmaz. Sekiz dalı, sekiz kökü vardır. Bunlarla sekiz göğe ve ölülerin oturduğu sekiz kaynağa dokunur. Resuller yer ile gök arasına onunla iner çıkarlar.
  Neolitik dönemin öncelerine uzanan dünya ekseni sembolizmi ise daha farklı bir sembolik ifadeye sahiptir; kozmosun merkezini temsil etmektedir. Yani dünya ekseni derken aslında kozmosun merkezi ifade edilmek istenmektedir. Ağaç dünyanın merkezinde yeraldığında yalnızca üç dünyayı birleştiren bir sembol olmaktadır. Üç sayısının sembolizmindeki üç dünya sembolizminin ağacın üç temel bölümünü yansıtıyor olması da ilginçtir; kök, gövde ve dallar. Ağacın dünya ekseni ve sonu gelmeyen bir hayat döngüsünün (gelişme ve büyüme) sembolü olarak genel önemi içinde farklı kültürler ve mitolojiler üç dört farklı anlam çıkarmaktadır. Bunların bazıları sadece temel sembolizmin bazı yönleri olurken diğerleri sembole daha da fazla bir zenginlik katmaktadır.
  Ağaç, yeraltındaki kökleri ve gökyüzüne yükselen dallarıyla yukarıya doğru bir eğilimi sembolize eder ve dolayısıyla da merdiven veya dağ gibi diğer sembollerle de ilişkilidir ki bunlar da üç dünya arasındaki bağlantıyı temsil ederler; yer altı dünyası yani cehennem; orta alem, yani dünya ve yukarıdaki alem, yani cennet…
  Ağaç sembolü Tevrat’tan kaynaklanan iki temel şekilde incelenir, bunlardan birincisi Hayat Ağacı, diğeri ise Hakikat ( bilgi) ağacıdır. Hayat ağacı da çeşitli inanışlarda ve geleneklerde kendi içinde de kökünü yerden alan ve kökünü gökten alan (ters hayat ağacı) olmak üzere iki şekilde ortaya çıkmaktadır.
  1-Hayat Ağacı
  Evrensel ağaç olarak da adlandırılan hayat ağacı kavramı kökenini esas olarak Yahudiliğin kutsal kitabı Tevrat’tan almaktadır. Hayat ağacı Tevrat’ta şöyle geçmektedir:
  “Ve Rab Allah yerin toprağından adamı yaptı, ve onun burnuna hayat nefesini üfledi; ve adam yaşayan can oldu. Ve Rab Allah şarka doğru Ade’nde bir bahçe dikti; ve yaptığı adamı oraya koydu. Ve Rab Allah görünüşü güzel ve yenilmesi iyi olan her ağacı ve bahçenin ortasında hayat ağacını ve iyilik ve kötülüğü bilme ağacını yerden bitirdi. Ve bahçeyi sulamak için Aden’den bir ırmak çıktı; ve oradan bölündü, ve dört kol oldu… Bahçenin her ağacından istediğin gibi ye; fakat iyilik ve kötülüğü bilme ağacından yemeyeceksin; çünkü ondan yediğin günde mutlaka ölürsün”. (Tekvin: 2/7)
  Sözkonusu anlatım Ergün Arıkdal tarafından şöyle yorumlanmaktadır:  “Buradaki ‘ölürsün’ kelimesiyle normal fiziki ölüm kastedilmemektedir, aslında bu anlatım sembolik bir ifadedir. Gerçekte ‘iyilik ve kötülüğü bilme ağacı’ diye bir ağaç da yoktur, ancak iyilik ve kötülüğü bilen şuur vardır. İnsan iyilik ve kötülüğü birbirinden ayıracak şuur uyanıklığına ulaştığı zaman eski gerçekliğinde ölür, yeni bir gerçeklikte doğar”. Bu gerçekleştiği taktirde Adem’in Aden gerçekliği içinde kalmasına da gerek yoktur”.
  Hayat ağacı her şeyden önce bir merkez fonksiyonuna sahiptir. Bu ağacın meyvesi ölümsüzlük sağlar. Bu sembol, insanların ölmeme çabasını ve isteğini de ifade ediyor da denilebilir. Arşetipik olarak ölümsüzlük isteği beslene beslene “hayat ağacı” sembolüne atfedilmiştir. Aden’deki hayat ağacının meyveleri, Göksel Kudüs’ün meyveleri, Hesperides (3) bahçelerinin altın elmaları, Acemler’deki Soma ağacının özsuyu bu ölümsüzlükle ilgilidir. İslam’da Tuba ağacı buna özdeştir.
   Hayat ağacı kavramı en çok Şaman Türk Toplulukları’nın geleneklerinde yeralır. Altay ve Yakut Türkleri’nde hayat ağacına dünya ağacı da denir ve onlar ağacın tesir kaynağı olarak bir yıldızı gösterirler. Eski Türk geleneklerine göre bu ağaç dünyayı ortasından ötealeme ve demir kazık yıldızına (kutup yıldızı veya Sirius’un eski adı) bağlayan, dalları aracılığıyla Şamanlara yeryüzünden yüksek alemlere yolculuk yapma olanağı veren bir ağaçtır.

Hıristiyanlık’ta ve İbraniler’de hayat ağacı hem ebedi   ağaç, hem de iyilik-kötülük bilgisinin ağacıdır.

Aynı zamanda Kurtarıcı’nın haçıyla özdeşleştirilmektedir ve haç genellikle Hıristiyan ikonografisinde Hayat Ağacı olarak betimlenmektedir. Haçın ağaçla ilişkilendirilen kısmı elbette dikey eksenidir, dolayısıyla bu aynı zamanda dünya eksenidir. Hıristiyanlık’ta Kudüs Hayat Ağacı’nın simgesidir.
  Hayat ağacı bir kez keşfedildiğinde varlığa ölümsüzlüğü sunabilir ama onu keşfetmek kolay değildir.
O tıpkı Gılgamış’ın denizin dibinde aradığı ölümsüzlük bitkisi gibi saklıdır ya da Hesperidler’in altın elmaları gibi  canavarlar tarafından korunuyordur. Babil Cenneti’nin batı kapısında Hakikat Ağacı ve Hayat Ağacı büyür.
  Hayat ağacına doğu sanatında çeşitli formlarda rastlanır.  Birbirine bakan iki efsanevi varlığın ya da iki hayvanın arasına yerleştirilmiş merkez ağacı motifi Mezopotamya kökenli bir temaya sahiptir ve Persliler, Araplar ve Bizanslılar tarafından hem batıya hem de Uzakdoğu’ya ulaştırılmışlardır. Anadolu’da köylerde kilim desenleri olarak işlenmiş ağaç figürleriyle karşılaşılır. Bu desenler de hayat ağacının simgeleridir. İran halk sanatlarında büyük halıların üzerine iri gövdeli ağaçlar işlenir. Mısır ikonografisinde de hayat ağacı sembolü görülür, bu tasvirde Tanrı’nın elleri ağaçtan çıkmıştır ve ellerinde hayat suyunu dağıttığı vazo bulunmaktadır.
  1.2-Ters Hayat Ağacı
  Ters hayat ağacı ya da Kozmik ağaç bilgisine Vedalar’da, İbrani geleneklerinde (Yahudi mistisizminin en önemli eserlerinden biri olan Zohar’da), Türk ve İslam geleneklerinde, Upanişadlarda, Sabilik, İzlanda, İskandinavya, Lapon, Finlandiya, Avustralya ve Hint geleneklerinde rastlanır. Canlı varlığın çoğalışında güneş ve ışığın rolü olduğu düşüncesinden ortaya çıkan bir semboldür. Hayat canlıya yukarıdan gelmektedir ve canlı aşağıda onun kendisine nüfuz etmesi için çaba harcar. Hayat gökten gelip toprağa nüfuz eder. Bu kavram, Uzakdoğuda kutsallaştırılmıştır ve göksel varlıkların gücüyle açıklanır. Bagavatgita’da açıklanan “ters hayat ağacının” kökleri tezahürün prensibidir. Dallar ise çiçeklenen tezahürdür, yani tezahürün maddeleşmesi. Bunu ilkeler ve uygulamaları gibi düşünmek de mümkündür. Ters ağaç evreni simgelemektedir. Eflatun’un insanın ters bir bitkiye benzediğini söylediğine dair bilgiler bulunmaktadır. İbrani Gizlibilimciliğinde ise şöyle bir bilgi vardır: “Hayat ağacı yukarıdan aşağı doğru uzanır. Ve güneş her şeyi aydınlatır” (Zohar’dan bir alıntı).
  İslam’da “mutluluk ağacı” kavramı vardır, bu ağaç Tuba ağacı olarak isimlendirilir ve bu ağacın kökleri son göğün içindeki Sidre’den çıkmaktadır. Sidretül Münteha ise Hz. Muhammed’in miracı sırasında eriştiği yer olarak belirtilir.
Upanişadlar’da da ters hayat ağaç kavramı görülmektedir ve bu ağacın dalları eter (esiri madde), hava, ateş, su ve havadır. Dante de aynı şekilde göksel küreler modelini kökleri yukarıdan büyüyen bir ağacın dalları olarak tanımlar. Diğer geleneklerde ise böyle bir ters yönlülük yoktur ve bu sembol yukarı yönde dikey büyüme sembolünü bize açmaktadır. Ebedi olan Açvata ağacı Brahma’nı
 (Mutlak Allah) evrendeki tezahürünü bütün parlaklığı içinde sunar. Yani yaradılış, yukarıdan aşağıya inen  bir hareket gibidir.
  Sembol ile ilgili olarak H. P. Blavatsky şunları söylemektedir; “Başlangıçta kökleri gökyüzünde meydana getirilmişti ve tüm varlıkların kökü olmayan kökünden büyümüştü… Gövdesi büyüdü ve gelişti ve Pleroma (4) bölgelerini geçti, yan yollara gür dalları taştı, önce güçlükle ayırd edilebilen madde düzlemine, ardından da aşağıya, ta ki dünyasal düzleme gelinceye kadar. Bu yüzden de bu ağaca kökleri yukarıdan, dalları ise aşağıya doğru büyüyen ağaç denmektedir”.
  Ters ağaç sembolizminde hayat ağacı, ruhsal tesirlerin süptil planlardan en yoğun maddi ortam olan fiziksel ortama doğru, derece derece yoğunlaşan esiri ortamlarda geçerek inişini, tedrici tezahürünü ve ayrıca Semavi Yönetim’in yeryüzündekilerin sevk ve idare edilmesi ile ilgili tesirlerini, bu tesirlerin inişini, işleyişini ifade eder.
  Simyada ise ay sembolünü barındıran bir ağaç aya ait eseri gösterirken (küçük görevler) güneş sembollerini barındıran ağaç güneşe ait eseri (büyük görevler) temsil eder. Ayrıca simyada bilgi ağacına evrimleşmenin ya da bir düşüncenin gelişmesinin, bir yeteneğin ya da gücün sembolü anlamına gelen arbor philosophica  adı verilir. Filozof ağacını yetiştirmek yaratıcı imajinasyonu harekete geçirmek anlamına gelir. Yedi gezegenin burçlarını barındıran ağaç, bütün farklılaşmaların ondan türediği temel maddeyi sembolize eder… Kaynak, ejderha ve yılan da ağaç sembolüyle sık sık ilişkilendirilir. Ejderhalar ve yılanlar (temel güçler) köklerle ilişkilendirilir, aslan, tek boynuzlu at, erkek geyik ve yükselmeyi, saldırganlığı ve nüfuz etmeyi ifade eden diğer hayvanlar ağacın gövdesiyle; kuşlar ile diğer göksel cisimler de dallarla ilişkilendirilirler… Ağacın etrafına sarılı yılan ise başka bir sembolü, spirali temsil eder.
  Bütün bu ağaç sembollerine ilave olarak, Buda’nın altında oturarak şuur aydınlığına ulaştığı Bodi Ağacının da hayat ağacı olduğu ve ölümsüzlük içeceği sağladığı bilinmektedir. Bu ağaç ıstırabın ve sevincin yanı sıra aydınlanmayı da sembolize eder
ve bir Angkor yazıtına göre kökleri Brahma, gövdesi Şiva, dalları da Vişnu’dur.
    Çin’de Yin ve Yang’ın birliğini teşkil eden “birleştirilmiş ağaç” simgesi vardır. başlangıçta birbirinden ayrı olan dallar, ağaç büyüdükçe birbirine girmiştir ve bu da ayrılıktan sonra birliğe dönüşü temsil eder. Ayrıca  Çin’de zodyağın oniki güneşini barındıran bir ağaç sembolü de mevcuttur. Eski Çin kozmolojisine ait bir diğer ağaç sembolü ise içi oyuk dut ağacı ve içi oyuk Pavlonya ağacıdır. Bu ağaçların her ikisi de aynı anda hem bir oyuk ağacı hem de bir dağı temsil ediyordu, ayrıca her ikisi de güneşlerin saklanabileceği bir yer ve hükümdarlar için bir barınak olarak kullanılıyorlardı.
  Ağaç gücün arşetipik tezahürüdür. Bilinmeyen ancak her şeye hakim olan göksel gücün en eski imajı olarak ortaya çıkmıştır.
  2-Hakikat Ağacı -Bilgi Ağacı-İyi ve Kötüyü Bilme Ağacı
  Tevrat’ta anlatıldığına göre Adem Aden’de kötülüğün, dünyasal isteklerin ne olduğunu bilmeden yaşamaktadır. Ancak bir gün bahçeye yapılan bir ziyaretle bu otomatik yaşayışı değişir. Tevrat’ta yılanın Havva’yı ayartması ya da bilgilendirmesi ve Ademin yeryüzüne gönderilmesi şöyle anlatılır:
  “Ve kadın yılana dedi: Bahçenin ağaçlarının meyvelerindan yiyebiliriz fakat bahçenin ortasında olan ağacın meyvesi hakkında Allah: Ondan yemeyin, ve ona dokunmayın ki ölmiyesiniz dedi. Ve yılan kadına dedi: Katiyen ölmezsiniz, çünkü Allah bilir ki ondan yediğiniz gün o vakit gözleriniz açılacak, ve iyiyi ve kötüyü bilerek Allah gibi olacaksınız. Ve kadın gördü ki ağaç yemek için iyi, ve gözlere hoş, ve anlayışlı kılmak için arzu olunur bir ağaçtı, ve onun meyvasından aldı, ve yedi, ve kendisi ile beraber kocasına da verdi, o da yedi. İkisinin de gözleri açıldı ve kendilerinin çıplak olduklarını bildiler ve incir yaprakları dikip kendilerine önlükler yaptılar”. (Tekvin: 3/2)
  Bunun üzerine Yehova onları yeryüzüne gönderme kararı alır ve şöyle der: “İşte Adem iyiyi ve kötüyü bilmede bizden biri oldu”. Yehova Adem’e ve Havva’ya giysiler yaptırıp onları yeryüzüne indirir.
  Bilgi ağacı sembolünde hayat ağacının birliğine karşı bir ikilikle karşı çıkma olduğu görülür, çünkü iyilik ve kötülük denildiği zaman bir düalite (ikilik) ortaya çıkmaktadır. Tevrat’ta anlatılan sembolizmdeki Aden bahçesi ya da cennet, düalitenin olmadığı süptil (ince, seyyal) bir gerçekliği anlatır. Oysa düalite içine girilmeden ayırd etme bilgisi elde edilemez ve bir gelişme gösterilemez. İnsan ruhları bilgiyi ancak süptil plandan fiziksel alemdeki dünyalara inerek uygulamayla elde edebilirler. Bu ilke meyvesi iyi ve kötüyü bilmeye yarayan hakikat ağacı ile ya da diğer adıyla bilgi ağacı ile ifade edilmiştir.
  Monoton bir rahatlık yerine ıstırabı içeren bilginin tercih edilmesini ve sorumluluk sahibi olunmasını gösteren hakikat ağacı sembolizminde ayrıca, yeryüzünde enkarne olmayla otomatik yaşayıştan çıkılacağı, farksızlıklar gerçekliğinden farklılıklar gerçekliğine geçileceği, özgür iradeyle uygulama yapılacağı bilgisi bulunmaktadır.
  Hayat ağacı sembolünde sanki insanlar iyinin ve kötünün ne olduğunu bilmiyorlarmış gibi sadece bir hayat fikri ortaya konulmuştur. Bilgi yani hakikat ağacında ise aynı zamanda ‘iyilik ve kötülüğü bilme’ kavramı ortaya konulmaktadır. Böylelikle iyilik ve kötülük anlamına gelen eksi ve artı prensiplerinin hayatı meydana getirdiğini görmekteyiz. Bu bilgi bize “oluşu” meydana getiren gücün tek bir güç olmadığını, hayatı meydana getirenin en az iki güçten oluştuğunu göstermektedir. Bilgi ağacı,
   Adem’in dünyaya sürülüşüne sebep olmuştur. Ademin dünyaya sürülüşü Hıristiyan teolojisinde “düşüş”, yani cennetten kovulma olarak kabul edilir.
  Hıristiyan sembolizminde, ağacın farklı dünyaları birbirine bağlayan bir eksen olduğuna dikkat çekilmektedir. Yazar Rabanus Maurus’un Allegoirae in Sacram Scipturam adlı eserine göre ağaç aynı zamanda, mikrokozmosla makrokozmosun dengelenmesinden meydana gelen insanın doğasını sembolize etmektedir.
   Ağacın ikili görünümlerine sıklıkla rastlanır (örneğin Babil Cenneti’nin batı kapısında hem  Hakikat Ağacı’nın hem de Hayat Ağacı’nın büyümesi gibi) ve bu görünüm sembolün temel önemini değiştirmemekle birlikte ona ikizler burcuna ait daha ileri bazı sembolik anlamlar ekler; ağaç iki sayısı sembolünün etkisi altında yaşamın ve bilmenin (Hayat Ağacı ve Bilgi Ağacı) paralel dünyalarını yansıtmaktadır. Ay sembolü yönünden bakıldığında bu, hayat ağacıdır ve ayın dünyaya ait hareketler gerçeği ile özdeşleşmesini vurgulamaktadır. Güneş sembolizmi yönünden incelendiğinde ise bilgiye ve ölüme işaret eder ki bilgi ve ölüm sembolizmde sıklıkla özdeşleştirilen iki kavramdır. İkonografide hayat ağacı (ikili veya üçlü ağacın ay sembolü yönü) açmış çiçek olarak resmedilir, ölüm veya bilgi ağacı ise (ya da iki veya üç ağacının güneş sembolizmi yönü) kurudur ve ateşin sembollerini gösterir… Pek çok resimde güneş, ay ve yıldızlar ağaçla ilişkilendirilir ve böylelikle ağacın kozmik ve astral karakteri vurgulanır. Hindistan’da üç güneşe sahip bir üçlü ağaç buluruz, bu Trimurti’nin (5) sembolüdür.
Dipnotlar
(1)   Duyularla algılanamayan, atmosferin ötesindeki uzayı dolduran süptil madde.
(2)   Temel sorunu varlığın ne olduğunu sorgulayan felsefi disiplin
(3)   Hesperidler (Hesperides); Yunan mitolojisine göre Zeus ile Themsi’nin ya da Atlas’ın, bazılarına göre ise Nyks’ın (gecenin)    kızlarıdırlar. Güneşin battığı yerde yaşayan bu periler, Tanrı bahçelerinde altın elmayı bekliyorlardı.
(4)   İlahi tesirlerin dünyaya gönderildiği alan.
(5)   Trimurti, yeryüzündeki birçok inanç, gelenek ve mitolojide bulunan üçlü ilah grubuna (üçlemeye) Hinduizm ve Hint mitolojisinin  çeşitli ekollerinde verilen addır. Bu üçlü ilah grubu Hindu tradisyonunda Brahma, Vişnu ve Şivadır. Trimurti sözcüğü “üç yüzlü ilah” anlamına gelir.
Kaynakça
· OWUSU, Heike; İnka, Maya ve Azteklerde Semboller; İlya Yayınları; İzmir 2004.
· SALT, Alparslan; Semboller; RM Yayınları; İstanbul 2006.
· ELIADE, Mircea; Dinler Tarihine Giriş; Kabalcı Yayınları; İstanbul2003
· EBERHARD, Wolfram; Çin Simgeleri Sözlüğü; Kabalcı Yayınları; İstanbul 2000.
· CIRLOT, J. E. ; A Dictionary of Symbols; Dover Publications; New York 2002.
· RM Dergisi Realite Yazıları
· ARIKDAL, Ergün; Ansiklopedik Metapsişik Terimler Sözlüğü; RM Yayınları; İstanbul 1998.