Başlıksız1

DAVETCİLERİN METOD SIKINTISI

(Her Konuyu Tevhid’le ve İnsanla Bağlantılı Anlatmalıyız)
Acaba Kuran işin başında neleri öne aldı? Neleri işin temeli olarak belirledi? Neleri işin olmazsa olmazı olarak belirledi? Neleri işin başında ilk muhatapların gündemine soktu? Neleri ise daha sonra söyledi?
DAVETCİLERİN en büyük problemlerinden biri de Kuranın işaret ettiği bu metodu dikkate almamaktır.
Bugün önceliklendirmelerimizi yeniden vahyin ışığında tespit etmek ve düzenlemek zorundayız.
Sıralamamız şaşırdığı zaman da asıl konuları ayrıntı ayrıntıları da asıl konuymuş gibi kabul ederiz.
Evrensel sistem ve düzenin doğru bir şekilde OKUNMASI, ibadet ve Din’in mantığının verilmesi RAB, MELİK VE İLAH’IN belirlenmesi ve FITRAT’LA insanların buluşturulması gerekiyor. Bunun için de davetçinin kendisi bu kavramların hakikatine ermesi ve bu kavramların hakikatine erdirme çabasını öne çekmesi gerekiyor. Yoksa insanları ayrıntı ve teferruatta boğar ve yine ana konuyu kaçırırız.
Mesela yaptığımız yanlışlıklardan bazılarına örnekler verelim.
Devamlı, Allahın varlığını ispat etmeye çalışıyoruz. Ama insanların ayağının kaydığı nokta burası değil. Mekke  müşriklerine “Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir? Diye sorarsan, şüphesiz Allah’tır derler.”  (Ankebut, 61).
“De ki: ‘Size gökten ve yerden rızık veren kimdir? O kulaklara ve gözlere mâlik bulunan kimdir? Ölüden diriyi, diriden de ölüyü kim çıkarıyor? Bütün işleri kim idare ediyor? Hemen: ‘Allah’ derler.” (Yunus, 31). (Ayrıca bakınız: Zuhruf, 9, 87; Mü’minun, 86-87; Lokman, 20)
Mekke müşrikleri Allah’ı kabul ediyorlar; yani yaratan, yoktan var eden, yüceler yücesi Allah’a inanıyorlardı. Peki, sorun neydi, tabiî ki tevhidin hakikatine eremeyişleriydi. Allaha inanıyorlardı ama Allahın ilahlığının yanına sahte ilahlar ediniyorlardı.
Eğer ki davetçi burada kaçırılan ve insanların ayağının kaydığı ana konuyu ve ana kavramları anlayamaz ise insanlara devamlı teferruattan bahseder ve insanları ayrıntılarda boğar.
Arı peteğindeki veya bir koyunun derisindeki Allah yazısı ile tatmin olur ve bunları aşırı önemser. Devamlı bu tür şeylerle insanların ilgisini çekmeye çalışır ama önemli olan bu değildir önemli olan dinin mantığını anlatmaktır.
Ne demek dinin mantığını anlamak, mesela: domuz eti neden haram diye sorulan bir soruya, o hayvan kendi pisliğini yer, tıbben şöyle zararlıdır, insan tabiatını değiştirir, o dişisini kıskanmaz gibi yaklaşımlar, dinin mantığını anlama-ma-dan kaynaklanan bir usul hatasıdır.
Bir başka örnek, konuları izahta hikmetten başlamak. Böyle bir başlangıç yanlıştır. Hikmet görecelidir, izafidir biri için varken biri için yoktur, her zaman her durumda olmayabilir. Böyle bir şeyi dini emirleri izahta 1. Derece kullanmak dini tanımamaktır. Hikmetler bir şeyin tercihinde esas olmaktan öte, esas olan tercihe teşvik için kullanılmalıdır. Esası “illetler”(sebep, gerekçe,) belirler.
Hikmet kullanılmalı, evet kabul, ama illetten sonra kullanılmalı, olayın evrensel değerler,akıl ve ilahi mantık içinde izahından sonra, konuyu beşer mantığına izahta kullanılmalı, Kuran’ın yaklaşımı bu. Yanlış yaklaşımlar yanlış sonuçlar verir.
Davetçi Allahın varlığını ispattan ve dinin hikmetlerinden ziyade Din’in yani KURAN’IN,EVREN’İN,İNSANIN ana konusundan ve ana kavramlarından bahsetmeli ve yaşamın temel kavramlar sistemiyle ve fıtratla insanları buluşturmalıdır kendi buluştuğu ölçüde.
KURAN-EVREN ve İNSANIN ana konusu LA İLAHE İLLA ALLAH ve ana kavramı da İLAH kavramıdır. Her Konuyu Tevhid’le ve İnsanla Bağlantılı Anlatmalıyız.