HATIRLATICI NEYİ HATIRLATIYOR

KURANIN bir ismi de ZİKİRDİR yani hatırlatıcı. Neyi hatırlatıyor bize, bir şeyin hatırlatılması için onun önceden öğretilmiş olması gerekmez mi?
BİZE ÖNCEDEN ÖĞRETİLEN NEDİR?
Bize öğretilen fıtratımızdır hatırlatılanda odur.
Ya Kendin vicdan(fıtratın sesi)ınla hatırlarsın yada sana hatırlatılmalıdır.
PEKİ FITRAT NEDİR?
Yaratıcının fıtratı tüm kâinatta hâkim­dir.
Kâinattaki bütün varlıklar Yaratıcının kendileri için var ettiği ‘fıtrat’ üzerindedirler.
Her varlık, kendi varoluşunun gereğini yapar, o çizgisinin dışına çıkmaz.
Yaratılan tüm birim(abd)lerin yaratıcısına teslimiyetleri kendi özgür iradeleriyle değil, varoluş şekli ve programlarıyladır.
Zerreden küreye evrenin tüm yapısında her noktada bütün varlıklar yaratıcısına teslim durumdadır.
Fıtrat; ilk yaratılış olduğu gibi, sürüp giden her an var olmakta olan yaratılıştır.
Yani herhangi bir şeyin bir maddeden veya ilk yaratılıştaki gibi yokluktan ilk icadı ve ilk çıkışına fatr, bunun ortaya çıkış biçimine ve taşıdığı özellikleriyle birlikte görünüşüne fıtrat denir.
Yaratılanın fıtrat üzerinde kazandığı öz niteliklerine de tabiat denilmiştir.
Kâinatın  fıtrat üzere işleyişine âdetullah, sünnetullah, fitratullah denmektedir.
“Fatr” kökünden türemiş bir kelime olan fıtrat, “ilk yaratılış” anlamını ifâde etmekte­dir.
İlk yaratılış mutlak yokluğun yarılarak içinden varlığın çıkması demek olduğuna göre, bu yarılmanın sonucunda ortaya çıkan ilk varlık hali fıtrat demektir.
Fıtrat tüm varlıkların zamana ve mekâna göre değişmeyen yönü, başka bir anlatışla, ilk yaratma faâliyeti sonucu yaratılışın aldığı ilk tarz ve şekli, henüz dış tesirler­le etkilenmemiş ve başkalaşıma uğramamış olan varoluşun ilk saf halini ifâde eder.
Fıtrat, tüm varlıklar için ortak ve genel olan yaratılış özelliğidir. Bu yaratılış tam, eksiksiz, kusursuz ve gelişip olgunlaşmaya elverişlidir.
Fıtratı UNUTMAMAK ve devamlı HATIRLAMAK bize ne kazandıracak.
Kuran’da bildirildiğine göre, “nefs” iki taraflıdır: İnsanın içinde kötülüğü emreden bir tarafı(heva) ve o kötülükten sakınmayı emreden bir tarafı(vicdan) bulunmaktadır. Şems Suresi’nde bu durum şöyle anlatılır: “Nefse ve ona bir düzen içinde biçim verene, Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu arındırıp temizleyen gerçekten felâh bulmuştur. Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp saran da elbette yıkıma uğramıştır.” (91/Şems, 7-10).
“Her çocuğu annesi fıtrat üzere dünyaya getirir. Eğer onlara dış etkenler tesir etmezse, onların fıtratında ÂLEMLERİN RABBİNE teslimiyet vardır. 
Yeryüzün­deki yaratılan her şey Rabbini itaat ettiği gibi insan fiziksel ve ruhsal donanımları da Rabbine boyun eğmektedir.
Ancak insan, yaratılışındaki bu teslimiyete iradesiyle katılabilme hürriyetine sahiptir
Vicdanı seçmek takvayı seçmektir, fıtratı seçmektir, barışı, mutluluğu seçmektir. Eğer ki irade sahibi varlıklar vicdanı(fıtratı) tercih ederlerse birlenmiş olurlar. Hevayı seçerlerse ayrılığı parçalanmayı ve mutsuzluğu seçmiş olacaklardır.
Fıtratın TERCİH üzerinde belirleyici bir etkisi olmakla birlikte, bunun zorlayıcısı değildir.
İnsanın kendi fıtratına uygun bir yola tâbi olması da, onun İRÂDE gücünü vicdani yönde kullandığı anlamına gelmektedir. Aksi yöndeki hareketi ise, insana bağışlanan GÜCÜ VE İMTİYAZI kendi bencil menfaati yani hevası için harcaması demektir.
İnsanlar evrensel sistem ve düzene uyumlu tercihlerde bulunuyorlarsa fıtratlarının gereğini yapıyorlar demektir.
Eğer ki İnsanlar evrensel sistem ve düzene ve kendi ZİHİN-RUH-BEDEN Sistemlerine uyumlu tercihlerde bulun(mu)yorlarsa fıtrat(vicdan)larının gereğini yap(m)ıyorlar demektir.
İnsan ve ona ait organlar fıtrat üzere kaldıkları sürece HUZURLU ve MUTLU olabilirler.
İnsanlık için, ısrarla izlenmesi gereken bir yoldur fıtrat(vicdan)
Bu yoldan sapanlara HATIRLATMADIR TEBLİĞ.