beautiful-ladybug-on-the-flower-wallpaper-full-hd

İBADET

İbadet kavramının evrensel şekliyle anlaşılmasının yanında birde İslam’ın şartları olarak bize sunulan ibadetlerin(Namaz, oruç, zekât, hac) sembolik yanının kuranda insanda ve evrendeki karşılıklarının keşfedilmesi gerekmektedir.

İbadet kavramının evrensel şekli ifadesi iyi anlaşılmalıdır. Yani kişi hakkıyla inceler ve anlamlandırabilirse, namaz oruç hac gibi ibadetlerin fıkhı yönünün ötesindeki hakikatleriyle de buluşabilirse hiçbir zaman ibadetin dışına çıkamayacağını da anlayabilir.

Namaz ve hac ibadeti birçok sembolik yanı olan ibadetlerdir.

İbadetlerin sembolik yönlerinden ziyade bu semboller üzerine kurulan manevi yönleriyle buluşulmalıdır.

Bu sembollerle bize anlatılmak istenenlerin üzerinde durulmalı ve anlamları deşifre edilmelidir.

İbadetleri anlamak için yalnızca fıkhı yönlerinin ayrıntılı olarak bilinmesi yetmez. Fıkhı yönleriyle olduğu gibi bize verilmek istenen mesajlarıyla da buluşulmalıdır.

Şeklin ve sembollerin gerisindeki bize anlatılmak istenenlerle buluşmamız ve İbadetlerin yapılış misyonu’nu kavramamız gerekmektedir.  

Bunun içinde bize sunulan tüm ibadetlerin ve bu ibadetleri oluşturan rükünlerinin arasındaki var olan bağlar keşfedilmelidir.

İbadetleri oluşturan rükünlerinin arasındaki var olan bağlarla İnsan Evren ve Kuran arasındaki koparılamaz bağlar farkedilirse kişi kendi gerçekliğiyle karşı karşıya kalacaktır.

Ve en sonunda farklı farklı ibadetlermiş gibi görünen yapıdan tek bir gerçekliğe geçilmiş olunacaktır. Yaratıcının bizlere mesajının tek bir kelimede nasıl toplandığı görülecektir.

Zihin ve gönül sadeleşmiş, dil ve azalar buna tercüman olmuş olacaktır. Karışıklıktan arınmışlık ve sadeliğe geçmenin mutmainliği yaşanacaktır.

İbadet kişinin duygu, düşünce ve inancının davranış şeklidir. Onun için bu davranışın anlamı geri planındaki duygu düşünce ve inançta aranmalıdır.

İbadetin şekli yönü dil ve azalarla yapılan yönüdür. Bunun birde zihin ve gönül boyutu vardır. Zihin ve gönül iç boyut, dil ve azalar ise dış boyuttur. Kişinin yaratıcısını ve sistemini önce iç boyutta kavraması ve inanması gerekmektedir. Bu inanç doğal olarak dış boyuta yansıyacaktır. Dilsiz bir kişi ikrarı, kütürüm bir kişi azalardaki davranışı sergileyemeyebilir. Ama her halükarda zihin ve gönül Allahın huzurunda saygı, tevazu ve itaat bilincinde olmalıdır.