aisle-numbers-binary-wallpaper-free

ÖZ’E DÖNÜŞ

 

Kendini değiştirebilmek öyle yarım yamalak tercihlerle olabilecek bir şey değildir sadece sen tüm enerjini ona verdiğinde gerçekleşir.

 Mesela su 100 dereceye geldiği zaman yani kaynadığı zaman buharlaşır, o zaman kimyasal bir değişiklik gerçekleşir.

O zaman yükselmeye başlar. İşte insanda aynı su örneğinde olduğu gibi bir kaynama noktası vardır.

Ancak o noktaya geldiği zaman buharlaşır ve kendisindeki içsel değişimi yaşar.

Suyun kendisi aşağıya doğru akar ama değişim geçirirse yani buharlaşmaya başlarsa yukarıya doğru yükselişe geçer.

İnsanın da kendisini bıraktığında onu aşağıya çeken bir yönü ve olgunlaştığında ve gerekli çalışmaları ve gerekli tercihleri yaptığında yukarıya çeken bir yönü vardır.

İnsanın buharlaşabilmesi yani yükselebilmesi bilinçli bir çalışma ile olur.

Bilinçsizlik bizi heva çukuruna çeker.

Bilinç bizi öze doğru çekerken, bilinçsizlik bizi dışa doğru çeker.

Bilinç senin beden olmadığını bedenin bu dünyaya ait olduğunu önemli olanın bu dünyaya ait olmayana yatırım yapmak olduğunu ve bu dünyaya ait olan bedenimizi bir binek olarak görmek ve bineğimize de iyi bakmamız gerektiğini hatırlatır.

Bilinçsizlik bizi devamlı dış dünyaya çeker dışa bağımlı kılar ve özden uzaklaştırır.

Yani biz buharlaştıkça özümüze yükseliriz.

Aslında bu sibernetik bir dönüşümdür.

Mesela bir ağaç düşünelim ağacın kök bölgesi ve dalları arasında nasıl bir ilişki vardır keşfetmeye çalışalım.

Ağacın yükselebilmesi köklerine bağlıdır sağlam olmayan bir kökün üzerinde hiçbir ağaç yükselemez.’’En dayanıklı ağaçlar en çetin ve fırtınalı ortamlarda yetişir ‘’.Çetin ve fırtınalı bir ortamda bir ağaç ayakta kalabiliyorsa o ağacın kökleri çok sağlam demektir.

Öyle olmasaydı küçük bir fırtınada kökleri sökülür ve savrulur giderdi.

Biz bir ağaca baktığımız da onun yükselen kısmını yani gövdesini ve dallarını görürüz, ama onun bu yükselişi köklerine bağlıdır.

Ağacın derinlere kök saldığını ve aşağılara doğru yol aldığını göremeyiz biz onun yukarı doğru yükselişini izleriz. .

Ama öncelikle köklerin aşağı doğru gitmesi gerekir, ancak o zaman ağaç yukarı doğru yükselir.

Ağaç her iki yönde de eşzamanlı olarak büyür.

Aynen ağaçta olduğu gibi bilinç’in kökleri senin varlığının derinliklerindedir.

Bilinç yukarı doğru yükselirken bu yükselişini senin derinliklerine kök salabilmeye bağlamıştır.

 ‘’ Görmedin mi Allah sana nasıl bir mesel getirmiştir: Güzel bir söz, kökü sabit ve dalları gökte olan güzel bir ağaç gibidir. Ki o, Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir durur. Allah insanlara meseller getirir. Olur ki onlar çok iyi düşünüp ibret alırlar.’’ (İbrahim,14/24-25)

Ayet-i kerime, güzel sözü anlatmak üzere şöyle canlı, gür ve güzel bir ağaç manzarası çiziyor: Karşımızda güzel bir ağaç bulunmaktadır. Görünüşü, biçimi, şekli ve kokusu güzel. Meyveleri güzel, son derece lezzetli ve hoş. Her yönüyle pek de faydalı. Kökleri ta yerin derinliklerine kadar inmiş; pek sağlam, sökülmekten, kesilmekten, yıkılmaktan, yok olmaktan emin. Kökü o kadar sağlam, toprak altındaki kökleri o kadar kuvvetli ki, müthiş derecede boy atmış ve dallarını göklere salmış.

Boyu yüksek ve dalları göklerde oluşu sebebiyle yeryüzündeki pisliklerde, çöp ve atıklardan uzak.

Dolayısıyla meyveleri bütün şaibelerden temiz ve güzel. O, Rabbinin izniyle her zaman meyvesini veriyor. Meyveleri kesintisiz her zaman mevcut. Meyvesiz olduğu bir an yok. Böyle bir ağaca sahip olmayı kim arzu etmez?  Akıllı olan bir kimsenin, böyle bir ağacı imkan etme imkanı varken, bundan gafil olması düşünülemez .

Güzel sözden maksat ilk olarak tevhit sözüdür .

İşte bu söz, bu söz en güzel sözdür. Bu sözün her şeyi güzeldir.

Çünkü güçlü kuvvetli, sağlam ve meyvelidir. O’nun kökleri, müminlerin kalplerinin derinliklerine inmiş, oralarda kök salmıştır.

Hiç bir sarsıntının ve fırtınanın onu yerinden koparması mümkün değildir. Batıl yönden esen rüzgârlar ona en ufak tesirde bulunamaz. Bu söz dallarını göklere salmıştır.

Tevhit Allah’ı tanıyıp birleme olduğundan tevhit sözünün dalları pek yüce noktalara ulaşır. Ve bu söz Allahın izniyle her zaman yemişini verir. Meyve vermediği bir an bile mevcut değildir. Hem dünyada hem ahrette sahibine sonsuz faydalar sağlar. Yegâne hak ve gerçek bu sözdür.

Allah imanı ağaç’a benzetmiştir. Çünkü ağaç ancak üç şey olursa ağaç diye isimlendirilir. Derin kök, ayakta duran bir gövde ve yüksek dallar. İman’da böyledir. O’da ancak 3 şeyle tamam olur. Kalpteki marifetullah, dildeki ikrar, bedenlerle amel etme. 

 

 

.