Bir Evrim Hikâyesi

Damla Yücel
Allah’ın selam, rahmet ve bereketi “kendi halinin ilminin bilincine ermiş” kullarının üzerine olsun…
Öncelikle bu yazıyı yazmak için; ‘onca zaman’ ilham olunmasını beklediğimin bilinmesini isterim.
Nasip, bu geceye imiş…
Kendimle alakalı girizgâh yaparsam;
Ortaokul birinci sınıfta ve din kültürü ahlak bilgisi üçüncü dersinde “ölüm ” algısını ilk kez değerlendirdiğinden olsa gerek zihnim: o bir an, zaman ve mekânın dışına gitmiş de gelmiş gibi bi hal ile ‘ne yani öleceğiz ve her şey bitecek mi!’ diyerek ilk varoluş sancımı travmatik bir şekilde yaşadığımı anımsıyorum…
Köyden kente göçmüş Alevi bir ailenin ve Marksist Sosyalist bir babanın evlatları olarak din diyanet kafasından çok uzakta yetiştik. Lise başladığında aile dağılmıştı ve ancak son sınıfta felsefe dersiyle tanıştığımda net karar verebilmiştim neyi nasıl öğrenmek istediğine dair…
‘Düşünce Tarihi’ni öğrenirsem varoluş problemimi çözeceğimi sanarak tüm kıt koşullara rağmen Viyana Üniversitesi Felsefe bölümüne gittimdi.
Derken manevi olarak düğümlendiğim ‘ağlama duvarı’ gibi geçen dört gurbetçi yıl.
Bırakıp döndüğümde Deisttim ve din diye yaşatılanlardan nefret duyarak, bi zaman iş güç; yeniden istanbul… Yine yalnız, sistemin murad ettiği inançsız bir başak tanesi gibi mücadelem deyip oyalandığım devam kayıp zamanlar… Ey! İle Ah! Arasında parçalanmış kafalar, algılar…
Her şey 2014 Eylül ayında ve her şeyin bitti dediğim yerinde sadece bir dua ile başladı.
Tek istediğim An‘lamdı…  Ve Cenabı-ı Hakk yardım etti ve sistemin pompaladığı peygamberlere ve kitaplara duyduğum nefrete rağmen Kur’an ile tanışmış oldum. Hemde İbn-i Arabî’nin Tefsiri Kebir ve Tevilat’ından… Hemde derken; ilk kez okuyan biri için gayet psychedelic tefsire, nüzul olmayan tertibata göre ayetleri seçe seçe ve nasip oldu idi o sıra işi gücü bırakıp Kırklareli köyünde 110 koyunla tam kırk gün çobanlık yaparken okudum okudum. Derken naçizane şahadet getirip dine kabul ettimdi kendimi:)
İstanbul’a döndüğümde birçok farklı kaynak okumaya çalıştım bi türlü kendi çabalarımla sorularıma yanıt alamıyordum. Derken Alevi olmamızdan kaynaklı: deyişlere aşina zihin kayıtlarım, sır, hakikat,(parantez, güya Sahih HADİS’İ de öğrenince: Peygamberimiz veda hutbesindeki iki ağır emaneti; Kuran ve Ehl-i Beyt’i) gibi şeyler beni ‘Taraf’ kılmıştı bile.
O sıra Kur’an’ın tefsirini Muhteşem Hadislerle, rivayetlerle, mucizelerle (?)kuşattığım zihnim; militarist yapımın duyduğu kıvanç ile ki hiçte haddime olmadan “Kalk ve uyar”  bide ” hayır işlerinde birbirinizle yarışın”  diyerek her şeyi bırakıp “bizimkilerin” olduğunu düşündüğüm bir yayınevinde gönüllü destek vermeye karar verdimdi. İki ay gibi sürede 12. İmam Mehdi’yi beklemeye ve Şia fıkıhına aşina olmuştumdu.
İkinci duam olan “ben senin katındakilerden istiyorum” un ilimle mümkün olacağını, Yayınevini bırakıp kendimce ilim tahsil edeceğimi sanarak Iran ya da Irak’a gidip medrese eğitimi alacaktım bağımsız kendi çabalarımla. Arapçasız Kur’an olmazdı nitekim (!)
Sonra bu arayışlarımın taçlandırıldığı şehre, (şimdi işte bunların hepsi ayet’lerden dediğim;) )Allah nasip etti de iş vesilesi ile(Hiç hane-Sema Sanat) geçen yıl 2016 Mart ayında Konya’ya gittim… Orda o ana kadar ki hayatımın gördüğü en güzel insanı, farkındalığı tanıdım (!!Sefer Yeşil !! ) ben yine başladım tabi Ali’nin ilmi Velinin kerameti hiç de safıma bulaşmadan çok güzel manevralarla beni karşıladı ve saatlerce sohbet ettik. Derken ilkokul mezunu otuz yılını Kuranı anlamak üzerine Metodoloji geliştirmiş bir kişiden (Dündar Gökçebinar),  eğitimden bahsetti…
Çok heyecanlanmıştım kilit üç kelimeye: 30 yıl, Kuran ve Metodoloji… Neymiş bu diyerek ve birazda ısrarlarımla nasip oldu ve eğitime başladım…
Ve nihayetinde Toplamda 7 ay gibi bir sürede Ağaç Metodunun Toprak Altı ve Şehadet bölgesini alıp geri döndüm.
Ama ne dönüş!
HAKK geldi batıl yok oldu!
Cahiliye zihniyetime yaptığım tüm LÂ’larım için,
Tevhidi bir şuurla öğrenmenin verdiği haz için,
An’lamanın getirdiği sorumluluk bilinci için,
“Bütün varlığınla teslim ol!” ol diyen Rabbimizin çağrısına nasıl teslim olunacağını bildiren öğreti için,
Evren insan ve Kur’an’ı tümsel/ bütünsel bir yöntemle kavrattığınıziçin,
Mushaf’ta gecen Kavramların, “ uyumlanma bilgisi”nin ve her ân Huzurullah’da olmanın bilinci için
“Allah yolunda Mümin kardeşler”  edindiğim için
Ve en önemlisi bana uğruna salât edeceğim bu yöntem ile yıllardır aradığım varoluş problemimim hükmü olan Dava’mı öğrettiğiniz için
Daha niceleri için
Bu süreçte “YEŞİL YOLCULUK” un ev sahipliğini yaptığı; sadece Allah rızası gözetilerek verilen tüm emek değer ve çabaları için
Dündar Hoca’ma
Sefer Hoca’ma
Recep Hoca’ma
Duyduğum derin saygı ve hürmetlerimle, çok teşekkür ediyorum…
Cenabı-ı Hak sizi iki cihanda da üstün kılsın.
Kardeşiniz damla