Kendimi Buldum

A.Soyuer / Matematik Öğretmeni

Kafanızda uçurumdan aşağıya yuvarladığınız bir düşünceniz oldu mu hiç?ya da aklınıza geldiğinde bir kağıt gibi buruşturuduğunuz ,dürüp bir çöp kutusuna atarak kurtulmak istediğiniz birşey,herhangi bir fikir “yahu niye aklıma geliyor böyle şeyler,ben düşünmek istemiyorum”dediğiz şeyler. Muhakkak gelimiştir,hem de dini konularda . Çünkü her insanın aklına geldiği gibi benim de aklıma geldi. Sorularım vardı,bunlara cevaplar arıyordum,sorunlarım vardı çözümler arıyordum. Derslere başlamamla birlikte ilk öğrendiğim, yıllarca bize unutturulan düşünme özelliğini tekrar kullanmaya başlamaktı.

Meydana gelen olaylar üzerine düşünüyordum,sorgulamaya çalışıyordum. Derslerle beraber kazandığım ikinci özellik farkındalıktı. Neyi niçin yaptığımızın farkında olmadan yaşıyorduk,özellikle de dini konularda. Bir şeye tabi idik ama tabi olduğumuz şeyi bilmiyorduk. Peki bilmeden nasıl tabi olmuştuk?  Dersler ilerledikçe sorularıma cevaplar alıyor ve yeni yeni sorularla karşılaşıyordum.  Artan farkındalığım bende bilinç oluşturmaya başlamıştı ve sorularımda  artık bilinçli olmaya başlamıştı. Çünkü insan olgusu kavramını öğrenmeye başladım ve tüm insanlarda benzer şekillerde gerçekleşen bir yapıyla karşılaştım.

Mesela ilk satırlarda bahsettiğim sorunumu okurken okuyan herkesin zihninde kendisinin kafasından atmak istediği bir düşüncenin canlanması gibi. Bana kendimden bir şeyler anlatıyordu dersler,bana beni anlatıyordu. Şu an için 10-12 saatlik ders aldım,gördüğüm şey ise derslerin birbiriyle ilişkili olduğu ve  ilerleme devam ettikçe istediğim soruları sormama müsaade eden ve cevaplarını verebileceğini vaad eden bir sistematikti. Ne yapacağını bilen,ilerledikçe kafanızdaki soruların oluşturduğu boşlukları sizi tatmin eden bir şekilde dolduran bir dersle karşılaşmıştım. Beni bir yolculuğa çıkarmıştı ve bu yolculukta yalnız bırakmayacağını,soru ve sorunlarımla baş edebileceğimi,onlara çözüm getirebileceğini söylüyordu. Ve bir gerçekten bahsediyordu bana:İnsan olmanın getirdiği gayet doğal olan sorular farkına varamasak da,söyleyemesek de,ifade edemesek de çoğu zaman hissettiğimizi ama anlam vermediğimiz bir şey olduğunu düşünüyorum. Ümit Meriç in ifadesi ile öğrenilen ve öğretilen küçük ve birbirinden kopuk gerçeklerden bıkmıştık, sıkılmıştık; keşfedilen ve keşfedilecek olan mutlak hakikatlere,bizden olan,bize ait olan hakikatlere istekliydik.

Derslerde kavramları öğrendim,ibadetleri niçin yapıyoruz bunları anlamaya çalıştım,dinin hayatımdaki yerini görmeye çalıştım. dersler soru ve sorunlarımla mücadele azmi ve çözüm yöntemi sunuyordu. Ynlış düşünce kalıplarımı yıkmaya çalıştım. İlah,Rab,Abd,Mabud kavramlarını öğrendik. Çok garip değil mi? çokça kullanmamıza rağmen bu kelimelerin anlamını bilmiyoruz. Öğrendiğimde gerçekten şaşırdığım şey ise dinin sadece ibadetlerden,namazlardan,belli gün ve gecelerden oluşmadığı;hayatımızın tamamında aslında dinin içerisinde yer aldığımızdı. Peki bir soru sorsam, gerçekten din ne demek,İslam ne demek?

Sadece 10 ya da 12 saatlik dersler görmeme rağmen ben şuna inanıyorum: bu derslerle insanlar ilk cümlelerde verdiğim örnekteki gibi,hayatımızdaki sorularda sadece biri olan zihinden atılamayan düşünceler gibi birçok soruyu,cevabını ve çözüm yollarını bulacaklar. Kendilerini bulacaklar,kendileri ile alakalı özellikleri bulacaklar. En başta da Allah’ın vahyettiği v Peygamberimizin anlattığı kainatın tamamını kapsayan,fıtrata uygun olan İslam’ı,dinimizi en güzel şekilde anlamayı ve yaşamanızı sağlayacaktır. Bu olculuğa çıkmamız lazım,çünkü artık cevapsız sorularımıza cevap bulma zamanı geldi.