Öğrendikçe Özgürleştik

İ.Doğan / Memur

Bu ders yaratılmış olan herşeyin ama özellikle tercih edebilen varlıkların yaratılış amacını bize anlatmaktadır. Yani La ilahe illa Allah(Allah’tan başka ilah yoktur.) Ben bu dersi alana kadar bu cümleyi belki milyon kez söyledim. Ama bu dersi aldıktan sonra şimdiye kadar yaptığımın sadece ezberden ibaret olduğunu ve dilden söylediğim kadar idrak edemediğim ve gönlümde hissedemediğimin farkına vardım.

 Ben bu derse iki arkadaşımla birlikte Sefer kardeşimden aldım. Kendisini yaklaşık 30 senedir tanırım ve görüşürüm. Bir görüşmemiz esnasında bana bu dersten bahsetti ve biraz anlattı. Önce; Abd dedi. O ne dedim? Sensin dedi. Sonra Mabud dedi. O ne dedim? İman ettiğin, itaat ettiğin varlık dedi. Bende yani Allah dedim. O da İnşallah öyledir dedi. Sonra derslere başladık ve ben Sefer’in bana niye” İnşallah öyledir” dediğini dersler ilerleyince anladım.

Önce canlı cansız herşeyin Abd olduğunu öğrendik. Sonra bunların bir mabuda itaat ettiğini ve hiçbirşeyin Mabudsuz olamayacağını ve dinin dışına çıkamayacağını öğrendik. Tercih edebilen iki varlık olduğunu bunların insanlar ve cinler olduğunu, bunların dışında kalan varlıkların sadece hak mabuda yani Allah’a itaat ettiğinden bahsetti.

Bizlerin yani tercih edebilen varlıkların ise önce batıl mabudu red edip sonra hak mabuda itaat etmemiz gerektiğinden bahsetti. Yani önce La ilahe deyip sonra İlla Allah diyebilirdik. Sonra batıl ilahlar olan heva, tagut ve cibti anlatarak derse devam etti. Ders bir ağaç modellenerek anlatılıyor. İmanın şartları ağacın kök bölümünü, İslamın şartları gövde bölümünü ve güzel ahlak meyvelerini oluşturuyor. Güzel bir meyve için sağlam bir kök ve sağlıklı bir gödeye ihtiyaç vardır.

Dersin içeriğinden bukadar bahsettikten sonra,birazda Seferin ders anlatış biçiminden bahsedelim. Sefer dersleri batı ve doğu ilimini birlikte kullanarak, bol örnek vererek ve söylediklerini delillendirerek anlatır. En çok kullandığı kelimede özgürleşmektir. Bi kitapta okumştum ,yazar “Ayaklarındaki zincirleri biricik mal varlıkları olarak kabul eden bu zavallılar, ne hazindir ki zincirlerden kurtulmak için değil bu zincirleri kaybetmemek için mücadele etmektedirler. Bu zincirlerden kurtulmak boşlukta kalmak gibi bir kabustur bunlar için! Böyle inanmışlar, böyle inandırılmışlar bu zavallılar” diyor. Nitekim bizde bu derste öğrendikçe özgürleştik…